YEŞERMEK 2

Affedin birbirinizi. Doğduğunuzdan şimdiye kadar doldurduğunuz yıllar içinde her yıla birkaç arkadaş, birkaç yoldaş, birkaç da fikirlerine öncülük edebileceğiniz insanlar sığdırdığınızı düşünün. Yeni eğitim, yeni kurs başlangıçların da bu sayılar daha fazla olsa da yıl içinde kazandığınız kişi sayısı birkaç tabiriyle uyumlu oluyor. Her yıl bir yaşınızda, öğretim hayatınız da, iş hayatınız da, kademe atlayarak değişen düşünce yapılarınız, gelir kaynaklarınız, ilgi alanlarınıza göre daha önce kazandığınız insanlarla içinde olduğunuz çemberi ya daha çok daraltıyor, tamamen kendiniz, aileniz ve özel hayat bilgileriniz ile içsel bir döküm yaşayarak, bunu hem pozitif hem negatif anlamda yaparak, olduğunuz bağlara bir düğüm daha atıyorsunuz ya da değişen durumlarınızla beraber hayat çemberiniz içinde kendinize daha geniş bir alan çizmeye başlıyorsunuz. Öyle ki insanın kazanımından sonra, başlangıç seviyesinde önem verdiği, ilgisini çektiği, kendine açık açık mutluluk sağladığı konuları kazandığı kişi üzerinde devam ettiği yıllar boyunca sorgulamaya girmiyor. İnsanı sadece vaktini değerlendirdiği anlar kadar sahipleniyor. Değerlendirdiği vaktin içinde minimum olarak ya bir güven, ya bir mutluluk ya da bir hüzün paylaşımını barındıracağı bunun alt kategorilerinde sadakatı, aşkı, parayı, seksi paylaşacağı insanları arıyor ve devamlılığını bu çıkarımla sağlıyor. İnsan her zaman kendinden dahil bir çıkar gözeten varlık olarak yaşamını sürdürürken, hayatına soktuğu her bir canlıyı ve her bir maddeyi kullanabileceğine uygun olarak hazırlıyor. Burada insan eğitiminden, ahlakından, hayat standartlarından uzak bir şekil de hareket ediyor. Burada ki önemli çıkarımım da diyebileceğim şu var ki insan, doğduğundan itibaren tercih yapabilecek durumda ve bu durumun başlangıcı gibi bitişi de kendi hayatının sonunda. Hareketlerin devam ettiği zaman içerisinde insan kazanımından, insan elemesine geçildiği zamanlarda şimdiye kadar olmadığını bahsettiğimiz eğitim ve ahlak devreye giriyor. İnsan, insandan uzaklaşmaya başladığı zamanlarda, insanın, insana yakınlaştığı adımlardan kat ve kat daha fazla ilerleme sağlıyor. Burada ise süratin, karşı tarafa bıraktığı hissiyat oldukça zedeleyici olabiliyor. İnsan, yapı olarak durgunluk dönemine kendini koymadan, durgunluk dönemin de yukarı ve aşağıyı tartışabilecek seviye de olmadığından yaptığı kararların çoğunluğunda geçirdiği yılları karalıyor.. Bunun artı, övgü yanlı durumları da olsa da genel olarak insan, insandan uzaklaşmaya başladığın da karşı tarafta ki insana karşı kendini yükseltmeye, karşı tarafdan aldığı şimdiye kadar içsel dökümlerle vurarak kendini bir varlığa karşı galip getiriyor. Güç gösterisini önce kendinden ve sonra olay analizini yapan insanlardan alarak da kişi sayısını azaltıyor. Konunun insanın kendi içsel gelişiminden, eğitim, hobi ayrılıklarından başladığı nokta da insan üstün olmayı isteyen bir içselliğiyle bitirimini kullanabildiği tüm alanlardan kullanıyor. Bu sürecin zaman olarak siz de yine gün ay yıl uzunluğu değişken olsa da içinde süreç sonucuna kadar zaman hızlı geçiyor. Hızlı bitirimlere aç bir toplum olarak, başarabildiğimiz noktaların kutlamasını ve rahatlamasını da hızlıca yaşıyor yeniden bir değerlendirme durumunu yıllar içinde yaşadığımız tecrübelerle önce düşüncelerimiz de sonra da gerçek hayatta ortaya çıkararak adım adım zamana dönüş sağlıyoruz. Hızımız bu sefer o kadar yavaş oluyor ki kaçırdığımız her bir detay dönüşümüze etken olursa diye tedirginlik çekiyor, ara ara vazgeçme duygusuyla isteyerek bedenimizi unutganlaştırıyoruz. Hayatın tek seferlik şans olduğu inancıyla devam ederken, daha doğrusu bu düşünce yapısında bu sözü işliyorken fark ettiğimiz bir şey var ki ‘kazanacağımızı düşündüğümüz şeyler üzerinden o kadar çok yatırım yapıyoruz ki kaybederek alacağımız kazanımlar hiç dikkatimizi çekmiyor’ .Eksiklerin içinde yaşadığımız hayatta bulduğumuz bir kalem, bir silgi hayatımıza o kadar yön verebiliyorken, belki birkaç zaman önce bilerek attığın o kaleme, şimdinin bir imzasında ihtiyaç duyduğun da ve yaşam reçetenin o kalemle yaşayabileceğini anladığında eskinin, sadece eski olduğu için attığının farkına vardığında, ilgini çekecek kadar taze olmadığını fark ettiğin de, en önemlisi hiç karşılaşmayacağını düşündüğün anlarda insanın, insana karşı beslediği tüm duyguları af tamamlıyor, insan affediyor. İsteyerek tutunduğun her bir canlı veya maddenin bir gün tamamen yok olmayacağını, buna yılların, maddi veya maneviyatın etki edemeyeceğini, senin seçimin gününde olan o güçlü bağın olduğunu hiç unutmadan azaltmadan yok ettiğin, dinlemeden karaladığın, ben olmadan oldum demenin acısını çekmemen için bir gün kaybettiklerine dön ve neden tanıştığını ve beraber 1 dakika bile vakit geçirdiğini düşündüğün kim varsa uygula ve affet. Bugün hangi şehirlerde hangi durumlarda olduklarını bilmeden affet ve kendine bir rahatlama çek. Kendimiz için en çok kazandığımız gün, birbirimizi affettiğimiz gün.Affedin birbirinizi.

Yorum Bırak

%d blogcu bunu beğendi: