Bugün bir süredir süregelen keyifsizliğimin üstüne deniz çarşafı serdim. Sessizdim, renklerle oynamak istedim önce, doğanın o an ki renkini üstüme denedim. Maviydi bugün cananın renki. Yasaklı bir gün içinde günün sadece gereksinimlerime ait duygulara, yemeye, içmeye, tuvalete getir götür olduğu; içinde ahiret inancı olan insanın tutunabileceği nefes alışa, şiir yazılamayacak kadar katı ancak bir eleştiri yazısı yazılabilecek kadar kötü bir günün, takvim de tercih edilemeyecek bir günün içindeyken hissettim bunları. Belki biraz daha ağır hissettiğim bir duygu da tanımlarsak içimde yaşıma ait olmayan yaşlı, bunak ve gözleri kapalı bir insan vardı.. Yan sebebler bahanelere açık haldeydi, bulaşığı birikmiş, yemeği hazırlanmamış, duş almadığı için yağlı saçlarının sahte parlaklığı içinde kendiyle kalan biriydim. Böyle bir insana sadece kendi bir dönüt verebilirdi. O da kendi kendiyle kaldı ve şu an yan sebebleri ortadan kaldırabilecek, kısa bir sürelik iyi hissedebileceği duyguyu düşündü. Sürekli kaybettiği huzur, heves, keyifsizlik tamamen çok daha büyük şeylere aitti. Yan sebebleri toparladığında, kendine duştan sonra güzel bir koku sıktığında, daha çok yakınlaşacağını düşündüğü o rahatlık aslında ona bu izni hiç vermiyordu. Renkine büyündüğü denize karşı baktı. Her kötü bir hissiyatına bir gemi yerleştirdi. Bir süre gemilere el salladı. İzledikleri aklına geldi, gülümsetti. Gemileri oraya koyanın o olduğunu farkına varması için biraz daha huzursuz olması lazımdı. Oldu, içi bunaldı, nefessiz hissetti, renkleri bulanıklaştı. Hepsi aslında o kadar kısa saniyeler içinde oldu ki gençliğinin ilk adımlarında kendini beyaz saçlı bir bunak gibi görmesi çok da uzak değildi. Tüm huzursuzluğu yaşadığı an, kendini en dip gördüğü an, her gemiye bir rota çizmeye başladı, hala fark etmediği bir şey vardı. Dümenin artık bir yönü vardı. Fakat onu uzaklaştıracak bir kaptanı yoktu. Toparlandı, ve dümeni koyanın da, geminin orada olmasının sebeninden kaptandan geçtiğini farketti. Yaşamında anlatabileceği yeni mutsuzluklar olduğunun, bundan önce geçirdiklerinin de, geçireceklerinin de yaşama bir renk değişikliği olduğu, önce kendinden sonra yaşamın devam ettiği ve insanı, hayvanı, bitkiyi gördüğü an ona karşı nasıl iyi anına nasıl bir duygu besliyorsa, onun kötü anınada bir duygu besleyebileceği anların farkına vardı. Bir tabak kiri düşünen yaşlı bunak, bir toplumun kaptanı oldu, milyonlarca kaptanlarından biri oldu. Bunun üstümde bir hafifliğini hissediyorum şu an. İnsanın ruhu bunu arzuluyor. İnsan inanamaz ki kaç kez aynı yaş da olabileceğini düşünebilse, kaç kez kendisiyle tatmin olabildiğini, kaç kez ben yaptım dediğini fısıldasa kendine, arzularına ait olsa insan . İnsan ben yaptım duygusuna aittir, bu bir arzudur. Ben yaptım kelimesi insanların sana vereceği bir ton övgüden daha fazladır. Bir vecittir. Çünkü bazı noktalar bazı insanlar tarafından takdir edilemez ya da bilinemez, sen yaptığın da bu her ne olursa olsun yaşanmış net bir duygudur. Bu anların anlatılmasına gerek kalmadan mutluluğa ait olunabilir, olunmalıdır ve öyle ki insan kanıtlara ait olmadan yaşamayı unutmamalıdır.Ben yaptım dediğiniz anlarınız hayatınızın içinde sürekli halde dolaşacaktır. Ufak bir fikirinize dahil bunu katabilirsiniz. Bu insanlara karşı bir üstünlük değildir, bir ben olma çabası da değildir, insan bu yazılan duyguları kendini toparlama harekatı içinde hakedendir. Yaşlı bunak da, yunusları fark eden kaptan da sizsiniz her zaman. Bugün ufak ama unutkan anlara dokunmadan, dalgalara bir çarşaf çeken denize yeniden sahip olduysam, bunu her zaman yapabilirim, yapabilirsin. Dalgalar,

Vurur kayalıklara, yükselir göğe korkarsınız

Islanan palmiyelerin tohumlarını görmessiniz..

Yükselen suyun soğukluğuna hasret kaldığınız anları

Ağustosun dördünde içinde boğuştuğunuz tabiatı

Düşünmessiniz..

Kara bulutlar içinizi sıktığında,

Gök damlalarının, hasatınıza can verdiği anları

Güneyden gelen sileceği kırılmış kamyonların

Mutfağınıza lezzetin habercisi olduğunu

Düşünmessiniz..

Yaşamın her anlarında yaşanan hüzünlerin,

Mutluluğunuz içinde olduğunu düşünmessiniz..

Düşünün..

Yaşadığınız anların hep bir arada hareket halinde olduğunu

Mutluluğun, hüznün, sevincin, kızgınlığın,

Bir bahar görüntüsüne, bir pancarın tadına

Birlikte vardığını hatırlayın.. Kendinizi bırakmayın..

Ben yaptım,

Düşünün….

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: