Göz bebeğimin doyuma ulaşamadığı uyku halinin, gökyüzünün üstünde kalan siyah perdenin, Karadeniz yağmurlarının başlangıcı, metropol ile başkentin mola durağı Sakarya. Sadece beden seyahati yapmadık bu memleket ile ruhuma da yolculuk yaptık Sakarya’yla. 81’den farkı olanlardan, farkını yaratan şehirlerden bir tanesini burası benim yolculuklarımda. Kendini her gün gençliğe, büyümeye, bir otobüs hareketinde yolculayan, perdesi çekilmiş yan camlarından doğa parıldayan, ikramı kabak olan, yaşanabilir dediğim şehirlerden Sakarya. Altüst olmuş doğa felaketi, 99 depreminden, içi buruk olsada üstü yeniden doğmuş şehir burası, sarsılmayan Beşköprüsü ile, mimarı Bizans İmparatoru Justinianus’un toprağı burası. Okuduğunuz yazının içerisinde daha önce gördüğünüz yazılar gibi otostop maceraları, ev ağırlanmaları, yol ikramları olmayacak ama bir şey söyleyeceğim size, bu şehir otostop’u kabul eden, gece de, gündüz de yürütmeyen, her milletten insanı barındıran, ama hiçbir kavgaya kapı açmayan memleket burası. Şimdi gelin beraber bu memleketin yaşayan yerini ve bu yeri yaşatan oksijen dolu doğasını, tabiatını görelim.

ADAPAZARI

Eskilerin hala Sakarya’yı kabul etmediği, 1954 tarihinde şehrin merkez konumu adını alan Adapazarı, merkezinde ki büyük parkın içinde dönen çarkıyla Türkiye’nin bilinen caddesine ün veren, adı çark, şehrin kalbi olan, dükkanları, her yaş insanı, bir İstiklal caddesini andıran, millet bütünüyle kendi kendini döndüren Sakarya’nın doğumu burası. Dünya Geçici Miras Listesi’nde adı olan Beşköprü’yle, hem doğumuna tarih bırakan hem de ilçelerine ayrı ayrı bir yeşil gök sunan Adapazarı, Poyrazlar’ı ile kendine de pastanın yeşil kısmını ayırmış.

SERDİVAN

Sakarya’nın yükselen yeri burası, zirvesinde bilimin, çevresinde akademisyenlerin, iş insanlarının, öğrencilerin yaşadığı; düzenin her gün yerli yerine oturduğu, otobüsün yarısı burası, içi gökkuşağı dolu bir ilçe burası.

SAPANCA

Sakarya’dan çok konuşulan, uğranılan, ele geçirilmeye çalışılan; Memleketin adını doğaya ayna yaptığı, mavi gölüne sandalla açıldığı, yaz mevsimlerine Ege kasabası veren ilçesi.

AKYAZI

Adı uzak diyarlarda kendini göstermiş, nüfusun büyük kısmının Doğu Karadeniz bölgesinden göç ettiği, merkezinin küçük ama adeta yeni doğan doğanın, saklı cenneti gibi var olan ilçesi. Kendisi kadar keşfedilmiş doğasında, oksijene kirliliğin, çöpün, egzozun bulaşmadığı doğa yerleri gerçekten içindeyken kendinizi dağların obruklarında, doğanın renginde, yaşamın kendisinde hissettiriyor.

KARASU

Memleketin beklentisinin de üstüne çıkan, uçsuz Karadeniz’in bir kolu olan, yaz aylarında yüzbinlerce tatilciyi ağırlayan ilçe Karasu. Özellikle 2016 yılından sonra denizin kuvvetli dalgalarını kıran kayalıklar, hem Karasu halkı, hem Sakaryalılar, hem de yakın çevre illerden gelen insanlar için oldukça rahatlatıcı oldu. Memleketin büyüyen, artan nüfusu yaz aylarının popülarite olan ilçesiyle daha çok yükselişe geçti ve bu anlamda da ilçeye yeni bakımlar yapıldı ve Mavi Bayrak plajlarından biri oldu. Hem denizi, hem ormanı, tabiat parklarıyla Karasu, her gün keşfedilmeyi bekleyen Sakarya’nın adını doğa koyduğu  ilçelerinden bir tanesi.

TARAKLI

Tarihin içinde kendisine bir konak ısmarlayan yavaş şehir burası.Küçük nüfusu, 19. yüzyıla uzanan yaşlılığı her yıl binlerce misafiri ağırlar. Cumbalı evleri, sıcak çayı, doğal ürünleriyle birinci derecede koruma altında olan Taraklı, sadece Sakarya’nın değil Türkiye’nin özel ilçelerindendir.

Cumbalı Evler; eski evlerde, pencere hizasından karınlı olarak sokağa doğru çıkan üç yanı kafesle çevrili bölüm.




Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: