Bir kere sağlıklı, paralı, mutlu bir yıl olmasını dilemiyoruz. Dileyeceklerimiz fikirlerimizin ürettiklerine ait olacak. Ben yazıyorum ama birileriniz içinden bir şeyler alabilecek ve gerçekleştiği kadarıyla başaracağız. O yüzden yazılar sahibinden daha çok iletebildiklerine aittir. Tek başına konuşmak da o yüzden sıkıcıdır. Burada konuşurken her zaman bir toplumu alıyorum karşıma. Benim için bir insan da bir düzine insan  da toplum adını vermem için yeterli oluyor.

  Başladığım ilk nokta sakin kalmak. İnsan sakinliğini korumayı zor başarabilen varlıktır. Belki sadece insan değil hayvan da öyledir. Bitkiler hakkında bir öngörü sağlayamıyorum. Çok hızlı etkileşime geçen varlıklarız. Hızımız gittikçe artıyor da. Toplum içinde buna saygı duyulan yerler de oluyor. Karşı kişi tarafından sözlü bir muhakeme de cevabına verdiğin hıza göre sana bakış açı değişebiliyor. Bazen zeki, bazen saygılı, bazen aptal, bazen sessiz biri olarak isim alabiliyorsun kendine. Sen o aldığın isimler değilsin ama toplumumuz isim vermeye çok meraklı. Ayaklarının üstünde yürümeye başlamadan isim kazanabiliyorsun. İnsanı etkileyen bir durum olduğunu düşünüyorum. En başında kendini korumaya alman gereken yer de sakinlik. Hazır cevap olarak sadece bir dönem arası geçirebilirsin. Sonra ya yaşını alırsın ya da cevabını. Sakin kalmak sadece insanlar için etkileşim kurarken, gerçekleştirdiğin bir durum sonrasında aldığın övgü veya yergi ile  ilgili değil tabiki.Hayatının her alanın da geçerli bir şey. O yüzden sakin kalmayı düşünmek gerek. Bu yıl sakin kalacağımıza inanmayı diliyorum. Bir sınav da bir iş içerisinde bir ödeme veya kazanç içerisinde bir ilişki içerisinde kavga içerisin de bir gelişim sağladığını farkettiğin nokta da sakin kaldığını ve kendine bunu hatırlattığını görmek istiyorum.

Ardından biyolojik yaşını aldığın zaman içerisin de olduğun konuma kendinin nasıl gelmesinden önce ailenin etkisini, ailenin başkalarına etkisi, başkalarının ailene etkisini düşünmeni istiyorum. Ailenin hatalarını, aile yapısına sahip değilsen buna etki eden nedenleri araştırmanı ve bunu bilgisine ulaşabildiğin insanlardan dinlemeni istiyorum. Bugün bir lira fazla vererek aldığın tatlılının damağında bıraktığı hissiyat seni mutlu etmeyi başarabiliyorsa, birkaç lira vererek sana konfor veren ulaşım aracında mutlu seyahat ediyorsan, birkaç ay emek vererek mutlu olduğun eğitimi alabiliyorsan ya da en önemlisi bilgiyle karşılaştığın bir adamın banka cüzdanında ki rakamı sorgulamadan onu dinlerken mutluluk yaşayabiliyor ve buna bir borç bağlamıyorsan  bunun öncesinde sana bu maddiyatı, eğitimi, ahlakı, farklı insanları anlatan veya anlatmayan insanları önce aileden sonra ailenin çevresinden bir çembere alarak sorgulamanı istiyorum. Ve unutma ki şu anki yaşın kaç olursa olsun bu sorgulamayı yapabilirsin. Ne 22’den aşağının ne de 22’den yukarının önemi var. Bir arayışta olan her insanın bu mücadeleyi araması gerekli ve o insan eminim ki bir mücadeleye muhtaç. Bu yazının tek kişilik insan yapısına ulaşmaması için uğraşan ben, bu yazının da diğerlerinin de  tespitleriyle insanın sorgulamasına daha gerçekçi bakmasını sağlamak dilediğim bir şey. Dileklerimi  ilerlediğim yolda hem çalışıp hem de başardığımı bilmenizi isterim. Sadece yol devam ediyor ki kişilikler artsın. Okuyan ve düşünen farklı insanlar üresin. Onların ortada olmasına gerek yok ben yazdığım sürece onlar buluşuyor, bulaşacak ve her yazı kendine daha gerçekçi bir yapı sunacak. Ben kaybolacağım.

Ana konular üzerinde o kadar dokunalacak şeyler var ki ara konuların aslında bizi tetiklediği anları hatırlamak istiyorum. Düşünürken kaçırıyorum bazen. Başarıya veya başarısızlığa ulaştığım noktaların sorgulamasını zihnimden yapmaya çok alıştım. Tartı zihnimin içinde. Bu aşırı titizliğimden kaynaklanmıyor aslında. Bu içimde olan canlı bir ruh ile sürekli etkileşim demek. Ruhum ölürse susarım gibi hissediyorum. Fakat hiç susmak istemiyorum. Öfkesini, mutluluğunu, gözlemlerini hep dile getiren bir ruhun yanında bir de farklı ruhlara bakış üretebiliyorum. Sosyal ile asosyal arasında bir tespit oluşturup onları karşılıklı konuşturabiliyorum, meslek sahibi olanla meslek sahibi olmayanı, hobisi dans olanla seyahat olanı, para harcayanla harcamayanı yani açık olarak konu sabit kalmadan farklı karakterleri içimde konuşturuyorum. Bitirdiğim de ise mutlu hissediyorum. Bunun nereden geldiğini sormak isteyenler olursa. Ben beylik mücadelesi veren bir insandım. Bahsetmiştim birçok kez ama konular o kadar insancıl ki buradan bu yazara isim kondurmak isteyenler doğabilir. O doğum noktasını reddetmesini söylediğim benim neden bu algıyı ürettiğimi de bilmek en büyük hakkı olarak ortaya çıkacak. Beylik mücadelesi vermek demek benim için kişilik üretmek demek. Bir kişiliğim olduğunu her zaman savunuyorum senin,onun, bunun gibi ama o  kişilikle hazır cevaplarım veya sessizliğim yoktu veya hangisini nerede veya neden yaptığımı bilmiyordum. Hala çözebilen biri olmamam da mümkün fakat insanlara değer veren biri ortaya çıktığımı düşünüyorum. Anne karnından daha öyle geldiğimi düşünüyorum unutun otostopu filan. Fakat bu ortaya çıkışla dönem dönem büyümeler arasında zedelenmeler ve farkına varışlar bazen kullanılmanın, bazen sana olan ismin bazen sana olan sevginin nedeninin sorgulaması beni bu noktaya getirdi. İnsana o kadar değer verdikten sonra insanı bir kaşık suda boğamaya gelebilecek noktada yine insandır arkadaşlar. İnsan üzerinden düşünürsünüz bir sehbanın mühendisliği size sadece görsellik çıkarır ama bir insanın yüz ifadesinden sonsuz şeyler çıkarabilirsiniz. Ben insanların yüzlerini izleyen biriyim, yüzlerini izlediğim insanlar benim onları ne kadar iyi tanıyabileceğimi ortaya çıkarmaya yardımcı olabilecek kadar etkili değiller ama kendi yüzümü görmeme katkı sağlayabilecek kadar önemlidir. Çünkü yüzlerin içerisinde duygular belli noktada birleşir, bunlara ifadeler denir ve ifadelerin hayatımıza karşı anlık yansımaları olur.İnsanın hayat hikayesinin hem geçmişine hem geleceğine yolculuk yapar yüz ifadeleri. Bir hayalden veya bir fırsattan giden veya gelen olumu ya da olumsuz durumun gerçek analizi çıkartılabilir ve çıkartabildiğimizi de düşünüyorum  en azından bu arayış içerisinde ilerleyenler olarak. O yüzden ayna da gördüğümüz tek bir rakamın arkasında ki milyonları önünüze alarak ilerlemeniz sizi her zaman bir meslekten, bir rakamdan, bir insana bakıştan çok daha fazlasına götürecektir.

Son olarak bitirmek istediğim yer ise şimdiye kadar ortaya çıkmış başarılar ve başarısızlıklar. Buna anılanlar veya anılmayanlar da diyebiliriz. Günümüz dünyasında buna artık çok farklı bakabilirsiniz tabi. Belki bizden birkaç dönem öncesinde başarıda, başarısızlık da hakkıyla alınan şeylerdi ama şimdiler de bunun değiştiğini gerçekten net olarak görebiliyoruz. Siz eskiye gidebilirsiniz. Mesleğinizin eskilerine, hobilerinizin eskilerine, olmak istediklerinizin veya üretmek istedikleriniz eskisine.Şimdi  belki belirtirsiniz ‘yeni?’ diye. Yepyeni bir şey ortaya koymak hala mümkün fakat ne üretirsek üretelim fikirlerin bile yüzyıl öncesinden şimdiyle uyuştuğunu görürken bir şey üretirken bir yerlerden izlenim almadan yapmak ne mümkün? Hayat bunu başaracak kadar size izin veriyorsa durmayın düşünün tabi. Ama harekete geçip eskiye gidenler olarak geleceğinize bir yön vermenizi istemiyorum eskilerden, o insanların azimine, o insanlara etkili olan insanlara ya da o insanlara izin vermeyen insanlara bakmanızı istiyorum. O kadar değişkenliğin içinde büyüyoruz ki şimdilerde açık açık yapılan olumsuz durumlar bizi etkilebiliyorken, eskilerin de gizli insanları onları etkilemiş. Şimdi her şey ortada iken savaşmak serbest ama kazananın en uzakta ki insandan kaynaklaması eskilerin ise o savaşa hiç sokulmasına izin verilmemesi değişkenliği yansıtmıyor mu? Demek ki her dönemin kavgaları, mücadeleleri oluyor ve olmaya devam edecek. Burada ayna da gözünüze çarpan ve sizin konunuza dahil olan insanları bulmanız ve üstüne gitmeniz. Hem eskinin hem de şimdinin.  Bu yılın dileği genel olarak fikirlerle konuşmak ve bir kişiden daha çok kişiye ulaşmak hem de doğurmadan hem de fiziksel müdadele de bulunmadan. Fikirlerinizi doğurun, konuşturun. Sonrası hayatınız içerisinde sesli kelamlar sizin hiç beklemediğiniz an da dökülecek merak etmeyin. Sevgiyle kalın, sohbetle kalın.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

%d blogcu bunu beğendi: