GURUR

Seslerin gürlediğini hissediyorum ‘Gurur’ kelimesini duyduğum zaman. Anlamını, olumlu yahut olumsuzluğunu da sizin o an ki ruhsal durumunuza göre belirlediğini düşünüyorum. Çünkü gür sesler her zaman hakim duygular değildirler, bazen çırpınışta, yakarışta, kaybediş de de ortaya çıkarlar. O yüzden dokunmaya çalışıyorum bu özel kelimeye, kelama. Dokunduğum kadar insanlara, yollara. Her ‘özel’ kelimenin içinde hissediyorum insanı, ruhunu, sevgisini, kötülüğünü, şımarıklığını..Sizlere şu soruyu sormayacağım bugün; ‘Kaç kere gururunuza yenildiniz?’. Bugün sizlere soracağım soru ‘Gurur’u kaç kere anlamında hissettiniz, kaç kere anlamıyla kendinizi yukarı çıkardınız, kaç kere gururunuzu empatiye çevirdiniz, kaç kere gururunuzu alçalttınız. Çünkü biz yenilen varlıklar değil, değişken varlıklarız. Bugün savunduğumuz bir konunun yarının isteyerek veya istemeyerek altına girebiliriz, bugün yükseldiğimiz basamaklardan patır patır düşerebiliriz. Üç kere tekrarla söylediklerimi, ‘utanma, korkma, yaşa’ işte bu senin en büyük ‘gururun’ olsun. Yaşamı, yaşadıkça arkanda bıraktığın duygular seni incitmesin. İnsan, sorgulamalıdır derler ve yine insan düşünen bir varlıktır demişler.. Sözcükleri yıllar öncesinden  aramışlar, anlatmışlar, hissettirmişler. Önce yaşamışlar. Yaşayan siz olun. Gururunuzu insanların eline bırakmayın, yapmak istemediğiniz fakat insan veya madde kaynaklı sorunlar yüzünden altına girmeyin, incinirsiniz. Ucunuzu göremediğiniz, benimseyemediğiniz ve sonunun yaklaştığını düşündüğünüz anları avucunuzun içine alın. Kapınızı kapatın, fikirlerinizi açın. Tek başınıza düşünün, başınızı çatlatın, konuştukça açılın, açıldıkça kendinize olumlaştırın, hiçbir yerinden tutulmaz bir şey olarak gördüğünüz şeyin içinden onlarca size geri dönüşü olan konular üreyecektir gerçekten bunu böyle düşünün. Kaçtıkca arkanızda bıraktılarınız önünüze o kadar büyük bir engel olacak ki bir adım atabilecek yeriniz kalmayacak koca bir hayatın içinde ‘buraya kadar’ diyeceksiniz. İnsanları düşünün, hayvanları düşünün, sizden daha başarılı olanları da sizden daha başarısızı olanları da düşünün ama en sonunda pusulayı kendinize tutun. Sizden hariç tüm yaşayan varlıklar kendileri için yaşıyor bunu öyle bilin. Harekete geçeceğiniz zamanı unutun. Açık fikirli olduğunuzu, merdivenlerin basamaklarını yalayıp yutarak çıktığınızı bir gün ileride, çok ileride size geride nelerle uğraştınız, neleri başardınz ya da neleri tecrübe ettiniz gibi gelecek soruların cevaplarını şimdiden hazırlayın. İçine girmediğiniz de bilemeyeceksiniz. İstediğiniz kadar okuyun, izleyin ellerin çizgisini, gözün analizini, düşüncelerin reel durumda ki savaşını geçemeyeceksiniz. Bugün gururu yaşadığımız en çok iki konu var ‘Eğitim, İş ve Sohbet’ siz bunun içinde kendinizi ne kadar yer bulabiliyorsanız. Herhangi üçünden birinin de içinde o kadar özgür hissediyorsunuzdur kendinize veya ikisi, üçü. Bu konu hakkında her bir maddeye ayrı ayrı başlık açılarak yazılabilecek kadar detay var aslında. Ben yaş kataloğuna göre en çok ve en önemli üç konuyu yazdım ama bunlara ek aile, para, fizik de bu konuların başında gelenlerden aslında. Fakat insan ömrünün ortalama 65 yaş olduğu bu ülke standartları içinde en çok zamanımızı alanlar ilk üç madde. Çünkü doğumdan,ölüme  kadar almaya devam edebileciğimiz ‘eğitim’, eğitimin sonucunu veren ve bir yaşam için gerekli olan ‘iş’ ve bunların arasında devamlılığı olan ‘sohbet’.  Şu zamana kadar ‘gurundan ödünvermezdi’ diye konuştuklarımız olmuştur. Ya da büyüklerimizden duymuşuzdur. Peki neden vermezdi? Neyi tamamlayamamıştı. Eksik kalanı neydi. Hiç kendisine sordunuz mu ya da sormayı düşündünüz mü? Bugün varsa öyle çevrenizde insanlar sorun lütfen. Gelecek cevaplardan korkabilirsiniz ama sormaktan korkmayın. Her insan tutunabileceği bir dala esirdir, o dal koptuğunda o idam gerçekleşir. Küçük gururlar hayatın toz pempe yalanları gibidir. Asolan direniş ise eğer, yaşını almış bir insanın, eğitimine tamam demiş birinin hareketiyse bugün ilk adım, onun ‘gururu’en başından alınılmalıdır. Ya geldiği kadarı hatırlatılmalı ya da hiç geçmediğine başlamalıdır. Okudukça anlamlardan kendine dersler üretmeli, çalıştıkça kazandığından kendine yatırımını yapmalıdır, sohbetini de yaymalıdır, paylaşmalıdır. Başarının en üst seviyesinde asla çok para kazananlar ya da madalyalarla dolu insanlar yoktur. Başarının en üstünde ‘gururunu’ yenmiş insanlar vardır. O da almaktan çok vermekle gerçekleşir. Hiç yetmediği kadar peşine gitmekle..Unutmayın ki o en başından kendini aynı metrekare içinde yaşadığı fakat birine gecekondu birine villa dediğimiz statüsünden çekmeli, kurufasülye’nin etliyle etsinizi ayırmalı, aynı kilometreyi farklı bir motora sahip bir araçla aynı sürede gittiği trafik içinde kendine reklam statüsü koymamalı. Başardınız. Başardığınızı da kendinize adadınız, kaybettiğinizi de. Gururuzu okşamak, yenmek, kırmak sadece statünün altında ki insanların aralarında çekirdeğidir. Değer bir sohbettir. Gururunuzu zorunda kalmadan anlayın, eğer kalırsanız da sahiplenin. Teşekkürler sevgi, saygı yol ile.

Yorum Bırak

%d blogcu bunu beğendi: