Doğu ‘nun Mavi Gözü; VAN

Van, Türkiye’nin Doğu Anadolu Bölgesinde yer alan Türkiye’nin en kalabalık 19. ili, Doğu Anadolu’nun ise en kalabalık ilidir. Van verimli akarsuları, zengin toprakları ve bol iklim koşulları nedeniyle tarihin eski çağlarından beri birçok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Van’da M.Ö. 2000 yılında bölgede ilk olarak devlet kuran toplum, Hurriler. M.Ö. 900’lerde ise Hurrilerin bölgedeki devamı olan ve başkentleri Tuşba (Van) olan Urartu Devleti kurulmuş. O yüzden eski kaynaklarda Van’ın  adı Tuşba olarak bilinir. 

Beyaz Dondurma Şöleni

Van’da geziye başladığımız ilk durağımız merkeze 80 km uzaklıktaki Muradiye Şelalesi oluyor. Tendürek Dağından beslenen Bend-i Mahi çayı üzerinde bulunan doğa harikası Bend-i Mahi çayının kuvvetli akış gücünden dolayı bizlere görkemli bir manzara sunuyordu. Arkadaşlarım ile beraber şelalenin, soğuk iklim şartlarına dayanamadığı ve adeta beyaz bir dondurmayı andıran, göz bebeklerimizde yarattığı görsel şöleni her bir farklı açıdan kameralarımıza alıyorduk. 

81 İl’e Uzanan Mikrofon

Biz hem şelalenin çekimini yapıp hem de şelalenin yanında bir dost edasıyla pozlar verirken, yukarı ağaçlık tarafından elinde kamerasıyla bir abi bize doğru geliyordu.  Yanımıza gelen abiyle selamlaşıp, tanışma evresinde onun bir muhabir olduğunu ve buranın güzelliğini haber yapmaya geldiğini öğrendik. Bizimde doğu turunda olduğumuzu, nereden geldiğimizi ve doğu ile ilgili düşüncelerimizi ona aktarırken son cümlemizde bize bu anlattıklarınızı kameraya alalım ve sizinle bir röportaj yapalım teklifinde bulundu. Bizim için çok güzel bir hatıra kalıcak ve kendimizi insanlara ulaştırabilceğimiz Türkiyenin mikrofonuna doğru kendimizi, gelişimizi, çağrımızı anlattık. Bir kaç gün sonra Tgrt haber, haberler.com, bir çok tv kanalı ve gazetelerde bu yayını görmüş olduk ve bunuda aşşağıda ki fotoğraflarda sizinle paylaşmak istedim.

Derinliğin İçinde İbadet

Muradiye Şelalesinde uzun ve oldukça güzel bir vakit geçirdikten sonra rotamızı Artos Dağının eteğinde bulunan Gevaş’a doğru çeviriyoruz. Gevaş’a gitme sebebimiz ise Akdamar Adasına giden teknelerin Gevaş Ada İskelesinden kalkması. Gevaştan, gölün ortasında bulunan Adaya doğru yaklaşık 25 dakika sürecek tekne yolculuğumuz sırasında Akdamar Adasıyla ve içerisinde bulunan kiliseyle ilgili bilgi sahibi oluyoruz. Akdamar Adası ve Kilisesi, Kültür Bakanlığı koruması altında bir açık hava müzesi. Giriş ücreti bizim geldiğimiz zaman 10 tl olmakla beraber zamanla değişikenlik gösterebilir, fakat müze kart geçerli. Adanın güneydoğusuna kurulmuş olan kilise, Kutsal Haç adına Vaspurakan Kralı I. Gagik tarafından 915-921 yılları arasında Keşiş Manuel’e yaptırılmıştır.

Ada’nın eski kaynaklarda geçen asıl ismi Ahtamardır. Bu isim ise bir rivayete göre kısaca bir genç, aşık olduğu tamara için Van denizinin sularında can verirken ah Tamara ah Tamara diye bağırır ada’da ismini burdan alır. 

KİLİSENİN ETKİLEYİCİ MANZARASINDA SON KARE

İki Renk Dört Pati

Akdamar Adasından geldiğimiz tekne ile dönüşe geçiyoruz, burdan sonraki durağımız melen caddesi kale yolu üzerinde bulunan Van Kedi Evi. Van kedisi, şuanda koruma altında olup mavi ve kehribar göz renkleriyle, dünyanın en güzel kedisi seçilmiştir. Van kedilerini sevmeye doyamasakta burdan sonraki son durağımız olan Van Kalesine çeviriyoruz. 

Zirveden Günün Son Bakışı

VAN KALESİ

Merkeze, 5 km uzaklıkta bulunan Tuşpa adıyla uzun süre Urartu Devleti’nin başkentliğini yapan kale, Urartu kralı I. Sarduri tarafından M.Ö. 840-825 tarihleri arasında kurulmuştur. Kalenin yukarı çıktığımızdaki manzarasının ön tarafı Erek Dağı ve kent merkezine doğru bakarken arka tarafı ise Türkiyenin en büyük, tuzlu ve sodalı gölüne bakıyor. Van Kalesi’nin eşsiz gün batımı manzasıyla beraber Van gezimizi tamamlamış oluyoruz. Doğu turum boyunca yanımda olan arkadaşlarım Nurullah Akbulut, Enes Akcan ve Mert Batmaza teşekkürlerim ile.

Yorum Bırak

%d blogcu bunu beğendi: